19 Aralık 2015 Cumartesi

FED Sahne Aldı, Sıra TCMB'de!

Uzun süredir beklenen FED faiz artışı gerçekleşti. FED’in sözlü yönlendirme mekanizmasını etkin kullanması sonucunda 0.25 oranında yapılan faiz artışı esasında etkisi olmayan bir olay  (non-event) haline geldi. FED başkanı Yellen’in yaptığı basın açıklamasında 2016 için ılımlı bir faiz artışı sürecinin öngörüldüğünü ancak bunun verilerdeki gelişmelere bağlı olduğunu açıkladı. Faiz artışı sonrası aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkeleri zor bir 2016 bekliyor.

2016 ABD Ekonomisi İçin Kritik Yıl
Piyasalar FED kararına kilitlendiği için geri planda kalan üç önemli gelişme, 2016 içinde ABD ekonomisinin doğrultusunu belirleyecek nitelikte. Bunlardan ilki ABD sanayi üretimdeki toparlanma emarelerinin zayıflaması idi. 16 Aralık’ta açıklanan ABD Kasım ayı sanayi üretimi verisinin beklentilerin altında kalması, hatta sanayi üretiminde Mart 2012’den beri en hızlı aylık düşüşün gerçekleşmesi, faiz artırımı kararının gölgesinde kaldığı için dikkat çekmedi. Kasım verisi tek seferlik bir düşüş değil, yaz aylarından itibaren süren düşüş trendinin devamı niteliğinde.


İkincisi ve daha önemlisi geçtiğimiz hafta ABD’deki gölge bankacılık alanında faaliyet gösteren üç önemli finansal kurum batmasıydı. Çöp kağıtlar (junk bonds) olarak adlandırılan bu yüksek riskli ancak yüksek getirili yatırım araçlarını pazarlayan finansal kurumların ardı ardına batması, en son 2007’de görülmüştü.

Üçüncüsü, Yellen’i şaşırtacak derecede düşen petrol fiyatları düşmeye devam ettiği ve Çin’deki devalüasyon politikası sürdüğü sürece, 2016 yılında gerçekleşmesi beklenen faiz artışının garanti olmadığının altını çizmeliyiz. ABD ekonomisi için her ne kadar 2016 büyüme beklentileri yüzde 2’nin üzerinde olsa da, enflasyonun yüzde 2 seviyesine gelmesi oldukça kuşkulu.

Dolayısıyla 2016 için dört defa yapılması öngörülen faiz artışının sürüp sürmeyeceği ya da bu dört taneden kaçının yapılabilceği, ABD ekonomisindeki gelişmelere bağlı. Yani 0.25 düzeyindeki faiz artışı yapılması, ABD ekonomisi açısından 2008 krizinin etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

22 Aralık’ta TCMB Sahne Alacak
FED’in faiz kararının Türkiye’ye etkilerini görmek için kritik tarih 22 Aralık’taki TCMB toplantısı. Bu aşamada TCMB’nin oldukça zor bir durumda olduğunu belirtmek gerek. Zira (i) FED’i takip ederek faiz artışına gitmesi, (ii) faizleri sabit tutması durumlarında ekonomik büyümedeki tempo kaybı sürebilir. İlk durumda TCMB faiz artışına giderse, bu başta faiz artışına duyarlılığı yüksek olan konut sektörü gibi alanları etkileyerek, ekonomik büyümenin tempo kaybetmesine neden olabilir.


İkinci yol takip edilerek faiz artışına gidilmezse, bu sefer dövizin artışı yönündeki baskılar artacak ve bu durum özel sektör üzerindeki döviz borcunun çevrilememesi ve enflasyon ile cari açığın artışı gibi kanallarla yine ekonomik büyümenin tempo kaybetmesine neden olacak. Dolayısıyla her iki seçenek de benzer bir sonuca yol açabilir.


Sorumluluk FED’de Değil Hükümette!
Ancak bu merkez bankasının ve hükümetin bir kusurunun olmadığı, maruz kaldıkları bir süreç yaşadığımız anlamına gelmesin. 2000’ler boyunca hayata geçirilen neoliberal popülizmin gerisindeki temel faktörlerden biri olan uluslararası konjonktür şimdi tersine dönmeye başlıyor. Ve bu değişimin geleceği çok iyi biliniyordu. Dolayısıyla ekonomi yönetimindeki bu sıkışma hükümetin ve merkez bankasının bilinçli olarak tercih ettiği bir modelin sonucunda gerçekleşti. 

Hükümet geçen hafta açıkladığı eylem planı ile bu sıkışmayı iç talebi destekleyerek aşmaya çalışacağının sinyallerini verdi. Buna ek olarak geçtiğimiz yıl merkez bankasının ve hükümetin elini kolaylaştıran en önemli unsurlardan biri olan petrol fiyatındaki düşüş halen sürmeye devam ediyor. Bu önümüzdeki yıl için de bir kolaylık olmaya devam edecek. Ancak elimizdeki verilere dayanarak 2016’nın 2015’ten daha iyi bir yıl olacağını söyleyebilmek mümkün değil.

Şimdilik, 22 Aralık'ta TCMB'nin sahne almasını izleyeceğiz.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu yazının bir benzeri, 18.12.2015 tarihinde Başlangıç Dergi'nin web sitesinde yer aldı.